15 Mart’tan Sonrası

Merhabalar,

Bu kategorinin altında bulunan yazıları aslında başka biriyle hazırlamayı düşünmüştüm ancak her zaman işler istediği gibi gitmeyebiliyor insanın. Bazı sebeplerden dolayı uzun süredir yani yaklaşık 15 Mart tarihinden itibaren hiçbir şey yazılmadı. Bundan sonra yazılacağına yani önümüzdeki 15 mart tarihine kadar en azından emin olabilirsiniz ama. Her neyse, anlatmak istediğim konuya gelecek olursak, insanlardan bahsedeceğim biraz. Sonrasında zamanla nasıl değiştiklerinden, en sonda da bir tarihin benim hayatımdaki yerinden bahsedip konuyu kapatacağım.

İnsanlar diyorduk, evet. Konuşurlar öncelikle, çok konuşurlar, o kadar çok konuşurlar ki, iki söz arasında bir söz eder, sizin canınızı yakar, bir söz eder, sizi memnun kılar. Ben memnuniyet kısmından bahsetmeyeceğim tabii ki. Beni ilgilendiren kısım diğeri. Söylenilen sözlerin hiçbir öneminin kalmamasının hissedildiği o an vardır hani. Bende yok da hani siz anladınız beni. Verilen sözlerin delinip, içinden geçildiği, içine edildiği o zamanlar var ya hani. İşte o zamanlar, çok nankör. Sizin yaptığınız bin iyiliğin nereye gittiğini sorgulamanıza sebep olur. İyi niyetinizi alıp götürür elinizden. Bakış açınız kalmaz, suratına bakmazsınız insanların. O zamandan bahsediyorum işte. Allah o zamanların belasını versin. Şimdi olayı da başka yerlere dağıtmadan konuya şöyle bir son verelim. Bugün ne yapıyorsanız yapın, iyilik ya da kötülük ya da ne bileyim delilik yapın. Öbür gün size yapılan aklınızın bir köşesine bile çarpmamış oluyor.Çok ilginç değil mi?

Bence, insanlara akıl sır ermiyor. Ne yaptıklarıyla ilgili en ufak bir bilgim de yok. Ayrıca kaos ortamında yaşıyoruz ve siz bununla öleceksiniz. Değişmiyorsunuz çünkü fikir olarak, evet değişmiyorsunuz. Davranış olarak öyle bir değişiyorsunuz ki, fikriniz de zihniniz de bu kabul etmiyor eminim. Ne yaptığınızı bilmiyorsunuz, birbirinize saldırıyorsunuz. Yiyin birbirinizi, umurumda değil. Zenginliğinizin forsunu atın, gösterişinizde batın. Zehir zıkkım olsun size, sizin insanları ezdiğiniz her neyse.

Şimdi gelelim bir tarih insan hayatında nasıl bu kadar önemli bir yere sahip olabilir. Ben 15 Mart’ta kendi bağımsızlığımı ilan ettim, önümüzdeki 15 Mart’tan itibaren hayatımın da bağımsızlığını ilan edeceğim. Tek olacağım, bir olacağım. İyilerde biz, kötülerde ben olacağım. Güzel denizlerde yüzeceğim, güzel havalarda yürüyeceğim. Yağmur yiyeceğim en sağnağından. Üşüyeceğim sonbaharında mevsimlerin. Sonuçta ben, kendimi yıkıp, bendimi geçip yeniden doğacağım. Siz de yüzünüzde gülücüklerle, kalbinizde acılarla, beyninizde pişmanlıklarla yaşayın. Mümkünse yaşamayın ama.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir